Pages

Ads 468x60px

Sağlık Yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sağlık Yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7.06.2012

Rejim Yapmadan Zayıflama

Tok tutan ve iştah kapatıcı etkisi kanıtlanan özel besinleri yiyerek, rejim yapmadan zayıflayabilirsiniz

Diyet yapmanın en zor yanı, sevdiğiniz pek çok yiyecekten vazgeçmek zorunda kalıp, üstüne bir de iştahınızla baş etmek zorunda kalmanız.

Özellikle iştah kapatıcı etkisi olduğu kanıtlanan özel besinleri rejim yapmadan zayıflamak için denemenizi öneriyoruz. Bu besinlerin vücut üzerindeki etkileri, içeriklerindeki bazı maddeler ve görevleri şöyle sıralanıyor:

Karbonhidratlar: Kepek, buğday gibi tahıl ürünlerinde, sebze ve meyvelerde bulunur.
İçeriğindeki lifler, sindirim sistemini harekete geçirir. Özellikle kompleks karbonhidratlar insanı tok tutar.

Triptofan: Vücutta serotonin oluşmasında ve hücrelere taşınmasında önemli bir görev alır. Serotonin de iştah hissini azaltır. Özellikle muz, avokado, yulaf ve peynirde bulunur.

Krom: Vücuttaki insülin dengesini korur. Kan şekerinin düşmesi açlığa yol açar. Krom ihtiyacınızı karşılamak için fındık, ceviz gibi kabuklu yemişler, brokoli ve tahıl ürünleri yiyebilirsiniz.

Albümin: Can sıkıntısını giderir ve iştahı kapatır. Bu protein, triptofan oluşturarak beyne taşır ve serotonin üretimini artırır. Bezelye, fıstık ve fasulyede bulunur.

Fruktoz: Meyvelerden elde edilen doğal şekerdir. Kan şekeri dengesini kesinlikle etkilemez. Ayrıca yemek sonrası tatlı ihtiyacı duymanızı engeller. Çilek ve bal, fruktozun ana kaynağıdır.

İyot: Tiroit hormonlarının yapımı için gereklidir. Açlık duygusunun gelişmesini engeller. Balık, iyotlu tuz ve soğan, iyot açısından oldukça zengindir.

Tok tutan öneriler
# Karnabaharı ve brokoliyi hafifçe haşlayıp yoğurtla tatlandırın. Bu karışım lif açısından zengin olduğundan, sizi uzun süre tok tutar.
# Salatalığı iyice yıkayın ve kabuklarıyla birlikte ince dilimler halinde kesip üzerine bol bol dereotu serpin. Kalorisi yok denilecek kadar az olan bu sebze oldukça tok tutucudur.
# 250 gr mor eriği biraz tarçınla haşlayın. Bu meyve fruktoz açısından oldukça zengin olmakla birlikte tatlı ihtiyacınızı da karşılayacaktır.
# 200 gr ananası incecik doğrayın ve süzgeçten geçirin. İçine 100 gr kefir ve taze nane ekleyin. Ananasın içindeki enzimler, protein sindirimini hızlandırdığından oldukça doyurucudur.
# Öğünler arasında acıktığınızda kuru erik yiyin. Kuru erik kan şekerinin düşmesini engeller. Ancak fazla abartmayın. Bir kuru erikte 8 kalori var.
# Bir demet maydanozu blendırdan geçirip sebze suyuyla karıştırın. Bir iki damla acı biber sosu ekleyin ve için. Bu içecek yağ yakımını kolaylaştırır.
# Kırmızı elmayı ince dilimler halinde kesip 1 çay kaşığı kıyılmış ceviz ve yarım çay kaşığı yonca balıyla karıştırın. Bu karışım hem doyurucudur hem de bağırsakları çalıştırır.
# Kahvaltıda armudu rendeleyin ve yulafa katın. Bu karışıma biraz da yoğurt ekleyin. Armudun içeriğindeki fruktoz uzun süre açlık hissetmemenizi sağlar.
# Günü canlı geçirmek için kendinize yulaf ezmesi hazırlayıp içine kuru meyveler katın. Bu, karbonhidrat ihtiyacınızı karşılayacaktır.
# Portakal ve 50 gr ıspanak yaprağından oluşan bir salata hazırlayın. Salatayı 50 gr yağsız yoğurt, bir tutam tuz ve karabiberden oluşan bir sosla tatlandırın.

Ananas
Ananasta, bromelain adlı protein sindirici bir enzim bulunur. Bromelain sindirimi kolaylaştırır, vücudun su tutmasını azaltır, iltihapları giderir, Aşırı trombosit yapışkanlığını önlediği için doğal bir kan incelticidir. Ancak bromelainin kan inceltici ilaçlarla beraber kullanılması tavsiye edilmez. Bazı kişilerde alerjik reaksiyonlar oluşturabilir veya kalp hızını yükseltebilir.

Erken ergenlik sebebi olabilir

Acıbadem Kadıköy Hastanesi çocuk ve ergen endokrinolojisi uzmanı Prof. Dr. Serap Semiz, erken ergenliğin çocuğun psikolojik sorunlar yaşamasının yanı sıra ileride kısa boylu kalmasına da neden olabildiğini bildirdi.

Prof. Dr. Semiz, yaptığı yazılı açıklamada, çocukların ergenlik başlama yaşının genellikle anne-babanın ergenlik yaşlarına paralellik gösterdiğini belirterek, ancak bazen çocukların erken dönemde ergenliğe girebildiklerini ve bu durumun hem ruhsal hem fiziksel sağlıklarını olumsuz yönde etkilediğini kaydetti.

"ÇOCUKLARINIZI DOĞAL YOLLARLA BESLEYİN"

Erken ergenliğin tek bir nedeni olmadığı için tamamen önlenmesinin mümkün olmadığını aktaran Semiz, ancak çocukların katkılı gıdalardan uzak tutulması, sağlıklı ve dengeli beslenmelerinin sağlanması, aktivitelerinin artırılması, spora yönlendirilmesi ve cinsel uyarılardan korunmasının önem taşıdığını kaydetti.

Semiz, “Aileler, çocuklarında erken ergenlik belirtileri fark ettiklerinde zaman kaybetmeden uzman bir hekime başvurmalıdır. Çünkü erken ergenlik, çocuğun psikolojik sorunlar yaşamasının yanı sıra ileride kısa boylu kalmasına da neden olabiliyor” uyarısında bulundu.

"KİMYASALLAR DA SEBEP OLABİLİR"

Erken ergenliğin, hormonlu yiyecekler ile plastik, deterjan, böcek ilaçları ve endüstriyel kimyasallar gibi dışarıdan alınan maddelerle ilişkili olabildiğini kaydeden Semiz, hızlı boy ve kilo artışı ile cinsiyet özelliklerinin belirginleşmesiyle erken ergen olan çocukların akranlarından farklılaşmasının çeşitli sorunlara yol açtığını vurguladı. Semiz, açıklamasında “Erken ergenlikte yaşanan bir başka önemli sorun ise boy kısalığı. Cinsiyet hormonlarının etkisiyle yaşıtlarından önce hızlı boy atan çocuğun kemiklerindeki büyüme kıkırdakları erken kapanacağı için büyümesi yaşıtlarından önce tamamlanıyor ve final boyu kısa kalıyor” görüşüne yer verdi.

Bu durumda ihtiyaç duyulursa hormon tedavisine başvurulabildiğine dikkati çeken Semiz, genellikle ailelerin çocuklarına hormon verilmesine dair endişeleri olduğunu, oysa bu tedavide kullanılan ilaçların kalıcı etkileri olmadığını belirtti.

5.28.2012

Bel fıtığında doğru bilinen yanlışlar sakat bırakabilir


Toplumda en sık rastlanan hastalıklardan biri olan bel fıtığı, dayanılmaz ağrıları ve hareket kabiliyetini kısıtlaması ile kişiyi gündelik yaşamın içine hapseden bir hastalık olarak tanımlanıyor. Bel fıtığından kurtulmak ve ağrıları dindirmek amacı ile kulaktan dolma bilgilerle yapılan yanlış tedavi uygulamaları vücutta kalıcı hasarlara neden olabiliyor. Memorial Hizmet Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Umut Yaka, bel fıtığı ile ilgili doğru bilinen yanlışlar hakkında bilgi verdi.
Bu tedavi yöntemlerini uygulamayın!
İnsanların büyük bir kısmı hastalıkları konusunda maalesef yeterli bilince sahip değiller. Ağrı içinde kıvranırken doktora gitmek yerine hiçbir bilimsel temele dayanmayan bir takım yöntemlere başvuruyorlar. Beline bal, incir, balık bağlatan hastalardan tutun da, ciltlerini tehlikeli şekilde kestiren, yaktıran, sülük koyan veya bilinçsizce çektiren hatta ağrısı geçsin diye belinden iğne ile iplik geçirten hastalara bile rastlamaktayız.
Bel fıtığı sandığınız ağrı başka hastalığın habercisi olabilir
Halk arasındaki yaygın inanışa göre bel ağrısı olan hasta kendisinde bel fıtığı olduğunu düşünür. Halbuki bel fıtığı tek çeşit değildir ve hastalığın değişik safhalarında farklı tedavi metodlarını uygulamak gerekmektedir. Bel ve bacak ağrıları bel fıtığına bağlı olabileceği gibi; bel kayması, omurilik tümörü, omurga kırıkları, romatizmal hastalıklar, iltihabi durumlar veya kas iskelet sistemini ilgilendiren çeşitli hastalıklara bağlı olabilir. Sonuç olarak basit bir tedavi ile iyileşmesi mümkün iken, bilinçsizce yapılan uygulamalar sonucu ameliyat olması gereken hastalarla sık sık karşılaşmaktayız.
“Sert bir zeminde ve sırtüstü yatmak ağrıyı azaltır.”
YANLIŞ! Hastalar genellikle yan yatıp bacaklarını karınlarına doğru çektiklerinde daha rahat ederler. Çünkü bu pozisyonda yatarken omurların arası açılacağından bacak sinirlerine olan bası azalır.
“Yemek ve tuvalet ihtiyacı dışında ayağa kalkmadan bir hafta kesin yatak istirahatı yapılmalıdır.” 
YANLIŞ! İki gün yatak istirahatı yeterlidir. Uzun süre yatmak hastada depresyona yol açabilir.
“Ağrıyı azaltmak için yürümek ve merdiven çıkıp inmekten kaçınmalı, daha çok oturmayı tercih etmeliyiz.”
YANLIŞ!
Oturmak bele binen yükü artırır, yirmi dakikadan fazla sürekli oturulmamalıdır.
 

“Korse takmak bel kaslarına destek olur ve belimize binen yükü azaltır.”
YANLIŞ! Omurga kırıkları ve kaymaları dışında sürekli korse takmak zararlıdır, beldeki kasların zayıflamasına yol açar.
“Bel çektirme ile bel fıtığından kurtulabiliriz.”
 
YANLIŞ!
Bel çektirme sadece omurların arka uzantılarının birbirleri arasında yaptıkları eklemlerdeki kaymalarda faydalıdır. İleri derecede bel fıtığı olan kişilere yapıldığında fıtığın kopmasına ve kalıcı sinir hasarına neden olabilir.

“Bele balık bağlanması, bardak çekilmesi gibi alternatif yöntemler ile bel fıtığı tedavi edilebilir.”
YANLIŞ! Bu gibi alternatif yöntemler sadece beldeki kan dolaşımını artırır ve kaslarda gevşemeye neden olarak hastada geçici rahatlamaya neden olur. Ancak fıtık üzerine bir etkisi olmaz.
“Bel fıtığı ameliyatı çok risklidir, hastaların çoğu ya sakat kalır ya da ağrıları tamamen geçmez.”
YANLIŞ!
Mikrocerrahi yöntemiyle yapılan bel fıtığı ameliyatlarında sakat kalma, felç olma gibi bir risk söz konusu değildir.
“Bel fıtığı ameliyatından sonra hasta en az üç ay araba kullanamaz ve yolculuk yapılmaz.”
YANLIŞ! Bel fıtığı ameliyatından sonra hastanın uçakla ya da trenle ameliyatın ertesi günü, arabayla ya da otobüsle ise ameliyattan iki gün sonra uzun yolculuğa çıkabilir. Ameliyattan iki hafta sonra trafiğin yoğun olduğu bir yerde değilse araba kullanabilir.
“Bel fıtığı ameliyatından sonra cinsel güç azalır, ameliyattan sonra da en az 3 ay cinsel perhiz uygulanmalıdır.”
YANLIŞ!
Bel fıtığı cinsel gücü azaltır, ameliyat sonrası cinsel perhiz süresi ise sadece 10 gündür.

“Ameliyat sonrası futbol, kayak, yüzme, tenis gibi spor aktiviteleri bir daha yapılamaz.”
YANLIŞ!
Ameliyattan üç hafta sonra yürüyüş ve yüzme hastanın normal yasama dönmesini hızlandırır. Zıplayıcı sporlar iyileşmeyi geciktirdiği için iki ay süreyle yasaklanır, sonra spor öncesinde iyice ısınmak kaydıyla serbest bırakılır.

5.26.2012

Fast food, aşırı mutsuz yapıyor



Montreal Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada bir grup fareye aşırı yağlı, diğer gruba az yağlı yiyecekler verildi.

12 hafta sonunda fast food benzeri yiyeceklerle beslenen farelerin daha sakin, içine kapanık olduğu dahası stres hormonu seviyelerinin yükseldiği görüldü. Kanadalı araştırmacı Stephanie Fulton, “Sakinlik hayvanlarda depresyon belirtisidir. Yağlı yiyecekler beyinde uyuşturucu benzeri etki yapıp, anlık bir mutluluğun ardından uzun vadede aşırı mutsuzluğa yol açmaktadır” dedi.

4.30.2012

Alerjik rinitin belirtileri

Bahar aylarının başladığı şu günlerde özellikle alerjik rinitlerin ihmal edilmemesi gerektiği belirtildi.

Kuranel, "Yanlış olarak 'saman nezlesi' olarak da bilinen, burnun alerjik reaksiyonu yıl boyunca görülmekle birlikte, ilkbahar aylarında ağaç, çiçek ve çimen polenlerinin artması nedeniyle hız kazanır ve belirtiler belirgin hale gelir. Polenler nefes yoluyla ağızdan, burundan girince vücut bunları zararlı madde gibi algılıyor. Bu durum halk arasında 'saman nezlesi' olarak bilinen alerjik rinite neden oluyor. Alerjik rinit solunum yolu mukozasının dışarıdan gelen ve solunum yoluna giren maddelere karşı aşırı reaksiyonu olarak tanımlanabilir. Hapşırma, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, gözlerde kızarma ve kaşıntı, baş ağrısı, halsizlik, yorgunluk gibi belirtiler ortaya çıkıyor. Hatta bazı insanlar da bir ileri aşamasında akciğerler de etkilenerek astım ataklarına sebep olabiliyor. Aslında alerjik rinit ve astım aynı havayolu mukozasının hastalığıdır. Mevsimsel alerjik rinit, semptomların yoğun seyretmesiyle yaşam kalitesini belirgin olarak düşürür. İş ve okul performansını olumsuz etkiler. Uyku kalitesini düşürerek, buna bağlı ek problemler ortaya çıkarır. Astımı olanlarda astım ataklarını tetikleyebilir. Sinüzite ve özellikle çocuklarda kulak enfeksiyonlarına zemin hazırlayabilir. Tanıda en değerli kriterler hastalığın öyküsü ve fizik muayene bulgularıdır. Gerekiyorsa cilt testleri veya özellikle çocuklarda kanda bakılan alerji testleri uygulanabilir" ifadelerini kullandı. Alerjik rinitin herhangi bir yaşta başlayabildiğini ancak çocukluk ve gençlik dönemlerinde ortaya çıkışının daha sık görülen bir durum olduğunu belirten Opr. Dr. Şinasi Kuranel, öncelikle alerjik rinitin sebebini bulmanın yani hastanın neye alerjisi olduğunu tespit etmenin tedavi için hayati önem taşıdığını vurgulayıp, şu bilgileri verdi: "Mevsimsel alerjik rinitte alerjene maruziyetten kaçınmak çok önemlidir. Bunun için alınabilecek önlemler şöyle sıralanabilir: Polen mevsimlerinde kapı ve pencerelerin kapalı tutulması Çamaşırların bu mevsimlerde dışarı asılmaması (Polenler çarşaf, havlu ve kıyafetlere yerleşebilir) Evde, işte ve arabada filtreli klima ve havalandırma sistemleri kullanılması Alerjenlerin en yaygın olduğu sabah saatlerinde mümkünse dışarı çıkılmaması, zorunluysa maske takılarak çıkılması Bu dönemlerde bahçe işlerinden uzak durulması Tüm önlemlere rağmen alerjenlerden her zaman uzak kalmak mümkün olmayabilir. Çünkü çoğunlukla ev tozu akarı, polenler, mantar sporları gibi kaçınılamayacak alerjenler alerjinin sebebi olabilir. Bu durumda semptomları azaltacak burun spreyi ve tabletler şeklinde çeşitli ilaçlar doktor önerisiyle kullanılmalıdır".

4.23.2012

Sağlığınız için bol bol su için

Diyet Uzmanı Çağatay Demir, hem kendimiz hem de çocuklarımız için su içme kültürü kazanılması gerektiğini söyledi.

Anadolu Sağlık Merkezi  Beslenme ve Diyet Uzmanı Çağatay Demir, hem kendimiz hem de çocuklarımız için su içme kültürü kazanılması gerektiğini söyledi. İnsan vücudunun su içeriği yaşa ve cinsiyete göre yüzde 42 ile yüzde 71 arasında değişiyor. Çocukların vücudunun su oranı yüksekken, yaş ilerledikçe suyun yerini yağ almaya başlıyor. Yetişkin insan vücudunun ortalama yüzde 59'unu su oluşturuyor. Bir yetişkin günde ortalama 10 bardak su kaybediyor ve bu kaybedilen suyun yerine konması gerekiyor. Günlük tüketilen 8-12 bardak su, sıvı ihtiyacını karşılıyor. Suyun yaşamımızda çok önemli bir yeri olmasına karşın, su içme kültürüne sahip olunmadığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Çağatay Demir, suyun vücudumuzdaki işlevlerini şöyle anlattı:

"Hem kendimiz hem de çocuklarımız için su içme kültürü kazanmalıyız. Yediğimiz besinlerin sindirimi, emilimi ve hücrelere taşınması; hücrelerin, dokuların organ ve sistemlerin çalışması, metabolizma sonucu oluşan zararlı maddelerin taşınması ve atılması; vücut ısısının denetiminin sağlanması; eklemlerin kayganlığının sağlanması; çeşitli biyokimyasal olayların oluşması suyun sayesinde olmaktadır. Sabah kalktığınızda ilk yapmanız gereken işlerin başında iki bardak su içmek olmalıdır". Suyun kilo kontrolünde de çok önemli bir rolü olduğunu vurgulayan Demir, yemeklerden önce su içmenin erken tokluk hissi duyulmasını sağladığını söylüyor. Su iştahı bastırıyor ve bedenin depolanmış yağlarını metabolize etmesine yardımcı oluyor. Çağatay Demir, konuyla ilgili şunları söyledi: "Araştırmalar göstermiştir ki alınan su miktarı azalınca vücutta depolanan yağ miktarı artmaya başlamaktadır. Su, kilo kaybetmek ve bir daha almamak için ideal bir alternatiftir. Çoğu insanın suyun değerini önemsememesine rağmen sürekli kilo kaybı için öncelikli formül sudur. Kilolu bireylerin daha çok suya ihtiyacı vardır. Çünkü bu bireylerin metabolik yükleri fazladır. Yağların kullanılmasında suyun özel bir yeri olması nedeniyle kilolu bireyler suya çok daha fazla ihtiyaç duyarlar. Kilolu bir kişi her 12 kilo fazlası için bir bardak daha fazla su içmelidir. Eğer egzersiz yapılıyorsa ya da hava sıcak veya kuru ise yine tüketilen su miktarı artırılmalıdır. İdrarınızı yaptıktan sonra, kaybedilen sıvıyı yerine koymak için bir bardak su içmelisiniz." Su içerken soğuk suyun tercih edilmesi gerektiğini belirten Demir, soğuk suyun bedende daha çabuk yayıldığını ve kana daha hızlı  karıştığını söyledi.

3.19.2012

Sorunsuz menopoz için öneriler.

Sorunsuz menopoz için öneriler.


Korkulu rüya haline gelen menopozun sıkıntılı dönemlerinden kurtulmak, sağlıklı bir yaşama devam edebilmek için; beslenme dahil çeşitli önlemler almak gerekiyor.
Life Fitness uzmanlarına göre, kadın hayatı menopozdan önce ve menopozdan sonra diye ikiye ayrılıyor. Menopozla adetten kesilen kadının vücudunda oluşan birtakım değişiklikler, yaşam tarzlarını da etkiliyor. Kadınlar daha iyi bir sağlık stratejisi benimseyerek yaşamlarının bu yeni aşamasında hormonal değişiklikler için kendilerini hazırlayabilirler. Doğum ve menopoz sonrası kadınların kendi vücutlarını destekleyebilmesi ve kilo artışını önlemeleri için Life Fitness Akademi uzmanları şunları öneriyor;

Menopozda fazla yağlar bel ve göbek çevresinde toplanır. Bu yağlar kalça ve basende biriken yağlardan farklı olarak kalp ve damar sağlığı için tehlikelidir.
The older you get, the more likely it is that you'll be immune to some of the estimated 200 cold viruses in circulatio
Genç kadınlar üreme yıllarında genellikle   yağ/ östrojen düzeyleri yüksek olup kalça etrafında toplanır. Menopozla birlikte östrojen seviyesini azalır yağlarsa bünyenin daha orta bölümünde göbek ve belde birikmeye başlar. Bu bölgelerde biriken yağlar özellikle kalp sağlığı için tehlikedir. Menopoz öncesi mücadeleye başlamak için haftada en az üç gün kardiyo (yürüyüş/koşu ya da bisiklet) ve ağırlık çalışması yapmak kemik dokusunun korunması ve kalp sağlığı için faydalıdır.
Menopoz sürecinde kalsiyum içeren ürünleri daha fazla tüketin ve kemik sağlığınız için ağırlık çalışmaları yapın…
 Östrojen düşüşü ve daha az etkili kalsiyum emilimi  osteoporoz (kemik yoğunluğunun azalması) yakalanma riskini arttırır. Kadınlar diyet yaparlarken Kalsiyum ve D vitamini  kaybını durdurmak için; az yağlı süt, yoğurt ve yeşil yapraklı sebzeler gibi besinleri tüketmelidirler. Aynı zamanda ağırlık da kaldırmalı ve kemik yapısını güçlendirmeye yardım eden egzersizler yapmalıdırlar. Spor salonlarında ya da ev işleri sırasında ağırlık kaldırmak, kadınları uzun yıllar ayakta tutabilir.
While chronological age is simply your current age in years, biological age is all about how old or young your organs are
Sigara içenler daha erken menopoza giriyor.

 Sigara içmek östrojen seviyesini azaltıyor. Bu da sigara içen kadınların sigara içmeyen kadınlara oranla daha erken menopoza girmesinin sebeplerinden biri. Aynı zamanda sigaranın osteoporoz ve kalp hastalığını tetiklediği konusunda da birçok bulgu vardır. Gerek erken menopozdan korunmak gerekse kemik erimesi ve kalp hastalığına davetiye çıkarmamak için sigaradan uzak durmalısınız.

2.06.2012

Beyaz zehrin adı: Şeker.

ABD, California Üniversitesi'nden uzmanların geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamaya göre şeker sadece şişmanlatmıyor ayrıca fazla tüketildiğinde kan basıncını artırıyor ve karaciğere zarar veriyor.
 
Geçtiğimiz 50 sene içinde tüm dünyada şeker tüketiminin üç kat arttığına dikkat çeken uzmanlar global obeziteye neden olan şekerin alkol ve sigara kadar zehirli olduğunu belirtti.
 
Dr. Claire Brindis konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada şunları söyledi: 'Toplum şeker'i sadece kalori olarak görmeye devam ettiği sürece diğer alanlarda verdiği zararları çözemeyiz. Tüketene verdiği kalorinin ötesinde şeker zehirleyici bir maddedir'.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Sayfamızı Beğenmenizle
Mutluluk Duyarız